Siyah Kuğu
— Bölüm VII —

Camdaki Çatlak

Rıdvan Türk
6 dk okuma
Hikaye

Pazar sabahıydı. Kasım. Camlar buğuluydu ve mutfağa güneş, ancak İstanbul'un kasımda verebileceği kadar giriyordu — yani bir özür gibi.

Ben iki yumurta kırmıştım. O duşa girmişti. Suyun sesi duvarın arkasından geliyordu ve o ses, altı aydır hayatımın en tanıdık sesiydi.

Telefonu masanın üstündeydi.

Yüzü kapalı. Her zamanki gibi.

Ama o mutfak masası camdı.

Sekiz aydır o evde yaşıyordu ve fark etmemişti. Ben de fark etmemiştim. Bir sistemin en sağlam kuralı, hiç düşünülmemiş bir geometriyle çöker.

· I ·

Ekran yandı.

Camın altından, aşağıdan yukarı, ters ama okunaklı.

Bir isim vardı üstte.

Selin.

O ismi biliyordum. Sekiz ay önce, üç gün boyunca ezberlediğim üç hesaptan biriydi. Etiler'de, köşede, elini onun dizinin üstüne koyan kadındı. Yoga eğitmeni. Saçları açık olan.

Ben o kadını hayatımın öncesi sanıyordum.

Meğer paralelmişim.

Mesaj iki satırdı. Bildirim önizlemesi kapatılmamıştı — kapatılmamış olması bile bir tür kibirdi, yakalanmayacağına o kadar emindi ki.

dün gece için pardon 🙈 yine ben başlattım biliyorum11:06

Dün gece.

Dün gece bana "patronla iş yemeği var, geç biter, seni yormayayım" demişti.

Ben de "tamam canım, iyi eğlenceler" yazmıştım. Kalp emojisi koymuştum. Tek kalp. Fazla değil. Ölçülü. Hep ölçülüydüm.

· II ·

Şimdi size o dört dakikayı anlatacağım. Duş dört dakika sürdü. Ben onu ölçmedim; sonradan hesapladım, çünkü o dört dakikanın içinde yaşadığım her şeyi ayrı ayrı hatırlıyorum.

Birinci dakika. Hiçbir şey hissetmedim. Gerçekten hiçbir şey. Beynin ilk tepkisi acı değildir; sessizliktir. Odadaki bütün eşyalar aynı yerdeydi ve ben hepsinin yerini tek tek fark ettim. Tuzluk. Ekmek. Çatal. Bir insanın hayatı yıkılırken tuzluğa bakması ne kadar tuhaf.

İkinci dakika. Vücudum karar verdi. Ellerim titremedi — ellerimin titrememesine sinirlendim. Sanki bedenim bile bunu beklemiş, hazırlıklıymış gibiydi. Sekiz aydır o bilgiyi katlayıp koyduğum yer, o an açıldı ve içinden her şey döküldü: yüzü kapalı telefon. Dört günden uzun olmayan planlar. Sıfır fotoğraf. Boş sandalye. "Ekranın ışığı gözümü yoruyor."

Hiçbiri sürpriz değildi.

Hepsi kanıttı ve ben hepsini görmüştüm.

Aldatılmak, öğrenmek değildir.
Aldatılmak, artık bilmemeyi beceremediğiniz andır.

Üçüncü dakika. Elimi uzattım.

Telefonu çevirmedim. Şifresini biliyordum — bir kere yanımda girmişti, ben görmüştüm, hatırlamıştım, çünkü ben her şeyi hatırlıyorum. Açabilirdim. Her şeyi okuyabilirdim. Kaç aydır, kaç kez, hangi gecelerde.

Elim havada kaldı.

Ve geri çektim.

Bu, o güne kadar hayatımda yaptığım en gururlu şeydi ve nedenini o an bilmiyordum. Şimdi biliyorum: o telefonu açsaydım, hikâye onun ihaneti olmaktan çıkıp benim takıntım olurdu. Detaylar acıyı azaltmaz — sadece acıya isim, tarih ve saat verir. Ben zaten cevabı biliyordum. Fazlası bana ait değildi.

Dördüncü dakika. Yumurtaları çevirdim.

· III ·

Duştan çıktı. Havlu belinde, saçları ıslak, o kendine has rahatlıkla.

Mutfağa girdi.

Masaya uzandı, telefonu aldı, ekranına baktı, hızlıca bir şey yaptı — bir saniye sürdü — ve telefonu tekrar yüzü kapalı koydu.

Sonra arkamdan sarıldı, saçımın tepesinden öptü ve şöyle dedi:

"Bu koku için evlenirim ben seninle."

Sekiz ayda evlenmek kelimesini ilk defa kullanıyordu ve bir yumurta için kullanıyordu.

Ben ne yaptım?

Güldüm.

"Otur," dedim. "Soğuyor."

Ve kahvaltı ettik.

Hayatımın en uzun kahvaltısıydı. Çayını iki şeker içti. Ekmeğin kenarını bıraktı, hep bırakırdı. Havadan bahsetti. Akşam için bir film önerdi. Ben cevap verdim, güldüm, hatta bir şaka yaptım ve şakam iyiydi, gerçekten güldü.

Bir kadın, kalbi kırılırken bile misafirperver olabiliyor. Bunu o sabah öğrendim ve bu, kendimle ilgili öğrendiğim en korkutucu şeydi.

· · ·

Neden hemen söylemedim?

Bu soruyu bana yıllarca sordular. Deniz sordu. Kendime sordum. Şimdi siz soruyorsunuz.

Cevabı şu — ve dürüst olacağım, çünkü bu hikâyeyi anlatmamın tek nedeni dürüst olmak:

Çünkü söylediğim an bitecekti.

Ve ben o sabah, o mutfakta, elinde çay bardağıyla oturan adamı hâlâ seviyordum. Aldatıldığımı öğrendikten sonra bile seviyordum. İnsanın kendi kendine söyleyebileceği en aşağılayıcı cümle budur ve ben bunu yazarken bile yüzüm yanıyor.

Kalbin, aklın öğrendiği şeyi öğrenmesi zaman alır. İkisi aynı insanın içinde ama farklı saat dilimlerinde yaşar.

· IV ·

Öğleden sonra gitti. "Akşam gelirim" dedi. Gelmedi; bir mesaj attı, iş çıkmıştı.

Ben bulaşıkları yıkadım.

Mutfak penceresi hava karardığı için aynaya dönmüştü. Camda kendimi gördüm.

Ve camda iki kadın vardı.

Biri bulaşık yıkıyordu. Elleri sıcak suyun altındaydı, saçı bir tarafa düşmüştü, yüzü sakindi.

Diğeri ona bakıyordu ve karar veriyordu.

Sekiz ay önce bir mekânda aynaların arasında duran ve "beni de fark eder mi?" diye soran kız — o kız bu camda yoktu artık. Onun yerinde başka biri vardı. Daha sessiz. Daha soğuk. Ve nihayet, ilk defa, bir şey bilen biri.

Suyu kapattım.

Ellerimi kuruladım.

Telefonu aldım ve Deniz'e tek satır yazdım:

Yarın müsait misin?21:38

Camdaki çatlak küçüktü.

Camlar hep öyle başlar.

— bölüm VII sonu —
Sonraki Bölüm
Bölüm VIII — Teknik Olarak Doğru
Siyah Kuğu — Tüm Bölümler
I II III IV V VI VII VIII IX X · Final
CHOPIN